BÖLÜM 6
- Ecem Pekcay
- Jun 26, 2025
- 2 min read

Şimdi bak, her gemi bir ülkenin bayrağını taşır ya, işte o bayrak aslında sadece süs değil; baya ciddi bir şey. Çünkü o gemi, taşıdığı bayrağın ülkesine kayıtlı demek oluyor. Önceden herkes kendi ülkesine kayıt yaptırırmış, ama günümüzde olay biraz değişmiş. Gemi sahipleri artık “hangi ülkeye kayıt olursam daha az vergi öderim, daha az masraf çıkar” diye düşünüp daha ucuz seçeneklere yöneliyorlar. İşte bunlara da “kolay bayrak” ya da "ucuz bayrak" diyorlar. Mesela Panama, Liberya gibi ülkeler bu konuda baya popüler.
Peki diyelim ki yeni bir gemi inşa ettin. O zaman ne oluyor? Seçtiğin bayrak ülkesinden biri gelip geminin “tonajını” ölçüyor. Bu da geminin ne kadar yük taşıyabileceğini anlamak için yapılan bir tür kontrol aslında. Ama bak, burada tonaj dediğimiz şey geminin ağırlığı değil. Bu kelime eski İngilizce’den geliyor; "tun" yani fıçı demek. Eskiden fıçılarla ölçerlermiş yükü, oradan kalma bir terim yani.
Bu ölçüm yapıldıktan sonra ve sen de gerekli bilgileri verdikten sonra o ülkenin yetkilileri sana “Kayıt Sertifikası” diye bir belge veriyor. Bu belgede geminin adı ne, hangi limana bağlı, sahibi kim… hepsi yazıyor. Eğer gemiyi alırken banka kredisi kullandıysan, bu belgeye bankanın ne kadarlık paya sahip olduğu da ekleniyor. Yani %70’i seninse, %30’u bankanındır mesela, onu da kayda geçiriyorlar.
Sonra diyelim ki gemiyi sattın ya da başka biriyle ortak oldun, hemen kayıt kurumuna bildirmen gerekiyor. Çünkü bu belgeler hep güncel tutulmalı.
Son olarak, bir gemi hangi ülkeye kayıtlıysa, o ülkenin denizcilikle ilgili tüm kurallarına da uymak zorunda. Bazı ülkeler var ki, IMO’nun (Uluslararası Denizcilik Örgütü) belirlediği uluslararası sözleşmeleri birebir uyguluyor – mesela SOLAS (can güvenliği), MARPOL (çevre koruma) gibi. Ama bazı ülkeler de bu kuralları minimum kabul edip kendi ek kurallarını getiriyor. Yani her ülkenin yaklaşımı biraz farklı.



Comments